|
Tweet |
ÇİFTAY da ki Üç Günlük eylemin ardından
Sermaye ile Emek, et ile tırnak gibidir. Biri diğerinden ayrılamaz…
ÇİFTAY işyerinde çalışanların eylemi hakkında sosyal medya, ulusal kanallar ve basında çeşitli yorumlar ve haberler yayınlandı.
Divriği de yaşayan ve yayınlanan yerel basın olarak Divriği dışındaki haberleri ve yazılanları dikkatle takip ettik.
Çalışanların eylemlerini de yerinde izledik.
Eylemden önce işveren ile yaptıkları görüşmelerde sonuç alamadıkları için eylem kararı alan emekçilerle bire bir görüşmelerimizde;
“İşi bırakmanın ne kadar zor olduğunun bilincindeyiz. ÇİFTAY şirketinin çalıştırdığı bu işyeri hepimizin … Yaşatacağız ki yaşayalım…. Bir gün değil, bir saat durması bile biz çalışanları etkiler ve üzer… Ancak emeğimizin karşılığını, alın terimizin karşılığını almamızın gerektiğini siz de takdir edersiniz. Yıllarca sendikacılık yaptınız. Sizin zamanınız da da grev kararı verdiniz. Grev kararı vermekte, eyleme geçmekte çok zor…
Dileğimiz ; asgari müşterekte anlaşmamız ve eylemin kısa sürmesidir”
Eylem kararı alan işçilerin temsilcilerinden birinin anlattıkları bunlardı.
Divriği de yaşanan gerçek bu iken sosyal medyada yazılanlar… Yangına körükle gidenler, alabildiğince at koşturdular…
“Uzaktan davulun sesi hoş gelir “
“Bekar’a avrat boşamak kolaydır.”
Ve anlaşma sağlandı;
Anlaşma sağlandıktan sonra bire bir görüştüğümüz işçi temsilcileri;
“Eylem kararı alıp da eyleme geçmeden söyledik… ÇİFTAY şirketinin çalıştırdığı bu işyeri hepimizin… Yaşatacağız ki yaşayalım…
İşveren ÇİFTAY’ın yetkililerinin anlayış göstererek anlaşmanın sağlanmasıyla eylemin kısa sürede sonuçlanması sevindirici bir şey. Mutluyuz. Şimdi çalışma sırası. Daha fazla, daha özverili çalışacağız…
ÇİFTAY yetkiliklerinin tümüne.
Eyleme başladığımızdan anlaşmanın sağlandığı zamana kadar desteklerini gördüğümüz herkese teşekkür ediyoruz “
Yeşil Divriği Gazetesi emekçileri olarak;
İşçi ve işverenin kucaklaşmasında katkısı olanların tümüne Divriğililer adına teşekkür ediyor, anlaşmanın sermaye ve emekçiler için hayırlı olmasını diliyoruz. /A. Hayber Bozkurt