|
Tweet |
Hürriyet gazetesinde uzun yıllar uzman muhabir olarak görev yapan Gülden Aydın, kadına şiddet, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, istismar ve Güneydoğu haberleriyle çok sayıda ödül almıştı.
Bir süredir kanser tedavisi gören 61 yaşındaki araştırmacı gazeteci Gülden Aydın, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve Sürekli Basın Kartı sahibiydi.
Gazeteci-Yazar Cengiz Özyıldırım’ın Gülden Aydın’ın vefatı nedeniyle yazdığı yayınlıyoruz;
‘’Gülden’’ kalan koku !...
Gazetecilik tutkusunu, “Hayatımın ta kendisidir. Yol demek, yolculuk demek. Masa başından azat olup, yeni öykülere yelken açmak demek. Gözlerden uzak, saklı gerçekleri keşfetmek demek” sözleriyle anlatan bir gazeteci idi. Sıradan insanların, olağanüstü, ama gerçek öykülerinin peşinde koşan, kâh savaşın yıktığı Irak’ta, Suriye’de mayınlı alanlarda, kâh halâ kadın sünneti yapılan Afrika’nın en ücra köşelerinde, kâh çocuk yaşta evliliklerin kader olduğu İzmir Kiraz’daydı. Öldürülüp intihar süsü verilen kadınlar da onun haber konusuydu. “Sezgilerimin minik çıngıraklarının peşinde yollara düşüyorum. Sıradan insanların, olağanüstü hayatına tanık oluyorum. En çok kadınların ve kız çocuklarının’’diye gazetecilik mesleğinin yararlarını anlatıyordu.
Gerçeğin iz sürücüsü olduğunu belirterek, meslek yaşamını özetleyen Hürriyet Gazetesi Özel Haber Servisi’nin en kıdemli muhabiri Gülden Aydın’ı, (61) 1,5 yıldır mücadele ettiği kanser hastalığı nedeni ile mesleğinin en olgun çağında, bu dünyadan ayrıldı. Mesleğe başladığı 1988 yılında 2000’e Doğru dergisinde yazar ve editör olarak çalışan, 1991 yılında Hürriyet Gazetesinde muhabir, 2002-2004 yıllarında Akşam Gazetesinde Yazı İşleri Müdürlüğü yapan, daha sonra Hürriyet Gazetesine tekrar dönerek, yakalandığı hastalığının son günlerine kadar mesleğini sürdüren Gülden Aydın, muhabirlikten asla vazgeçmedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve sürekli basın kartı sahibiydi.
Haberleriyle çok sayıda ödüle layık görülen Gülden Aydın, Bingöl’de 33 askerin şehit olduğu katliamdan sağ kurtulan 3 askerle yaptığı ve 31 Ağustos 2005 tarihinde yayımlanan “O Gün Saat 18.00” başlıklı röportajıyla TGC Röportaj Ödülü’nü aldı. Siirt’te bir ilköğretim okulunda kız öğrencilerine yapılan cinsel istismar skandalını anlatan ve 21 Nisan 2010’da yayımlanan “Orada Kimse Yok mu?” başlıklı haberi, TGC’nin Toplum Haberi Ödülünü kazandı. 4 Aralık 2014’te Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ile eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül arasındaki çekişmeyi ortaya koyan “Şişli Şifresi” başlıklı haberiyle de TGC Siyasal Haber Dalı Övgü Ödülü ile ödüllendirildi. En son 2017 Avon- Elele Kadın Ödülleri’nde ‘’Yılın Gazetecisi’’ seçildi. Gülden Aydın, ‘’Benim en büyük ödüllerim haber yaparak ulaştığım, mağdur kadın ve çocukların hayatlarının olumlu yönde değişmesinde rol oynamak ‘diyordu.
1958 Divriği doğumlu olan Gülden Aydın, gazetecilikten önce, Erzurum Nene Hatun Öğretmen Okulundan, daha sonrada İzmir Buca Eğitim Enstitüsünden mezun oldu. Yazı yazmaya, insan odaklı araştırmalar yapmaya, gerçekleri bulmak için çalışmaya yönelik bir karakter yapısı nedeni ile gazeteciliği seçti. Şiir de yazardı. 2000’e Doğru dergisinde yazarlık yaparken, şair Cemal Süreyya ile tanıştı ve kendisini şairlerin toplantıları içinde buldu. Yazdığı şiirlerini görmek isteyen Cemal Süreyya, bir dosya içinde verilen şiirlerin bazılarını karaladı, bazılarının üzerlerinde el yazısı ile düzeltmeler yaptı, çoğunu seçerek ’Bunları bir kitapta toplayalım’’ dedi. Cem yayınlarının danışma olan Cemal Süreyya, kitap baskıya hazır hale geldiği sırada vefat etti. Daha sonra Özdemir İnce, Gülden Aydın’ın ‘’Yeryüzü Yanılgısı’’ başlıklı şiir kitabını yayınladı. Şiir yazmayı hak etmediği için bıraktığını belirten Gülden Aydın, bunun nedenini de şu şekilde açıklıyordu:
‘’Şiir için, hayatı daha sert ve uzlaşmasız yaşamak lazım. Ben ise tüm enerjimi gazeteciliğe vermiştim. Şiire mecalim kalmadı. Şiir yazmaya devam etseydim, yörüngemden çıkardım. Kendi yer çekimime yenik düştüm. Şiire karşı mahcubum’’.
Hürriyet Gazetesi Yazarı Ayşe Arman’ın Gülden Aydın ile yaptığı bir röportajda ‘’Senin çok ilginç, kimsenin aklına gelmeyecek haber kaynakların var. Nereden buluyorsun onları?’’ şeklindeki sorusuna, şu yanıtı vermişti:
‘’Bazen onlar beni buluyor ve çok önemli haberleri fısıldıyorlar telefonda. Haber öncesi araştırma yaparken, o kadar değişik tiplere denk geliyorum ki !. Dolandırıcı, pornocu, seks işçisi, katil, hırsız.. Telefonda konuştuğumda, ya da kapılarına gittiğimde, (Hayatta olmaz, konuşmam) diyeni bile ikna ettim. Hiç eli boş dönmedim. Üstelik vaatte bulunmadan, yalan söylemeden. Kararlı halini anlayan, gözlerine kararlılıkla bakan, neden ısrar ettiğini doğru anlatan gazeteciye güven duyuyorlar. Kibir, gazetecinin en büyük düşmandır. Karşımızdaki o sıradan, ya da cahil kişinin sezgide, sağduyuda, eğriyi doğrudan ayırt etmeye öyle yeteneği vardır ki, şaşırırsınız’’.
Röportajda ‘’Hayata, aşka, sekse, yaşama, ölüme, kedere, zevke, şefkate, şehvete sen hep gazeteci merakıyla mı yaklaşıyorsun?’’ diye bir soru daha soruldu Gülden Aydın’a. Yanıtı ilginçti’’
‘’Hayat ve aşk için maalesef evet!. Ve hiç faydalı bir merak değil. Bazen kendi ellerimle bulduğum gerçekler suratıma şamar gibi iniyor. Yaşam ve ölümü, diyalektik materyalist bir şekilde ele alma alışkanlığım var. Ama zevk, şefkat ve şehvet, çok ayrı kategoride, her şeyden bağımsızlar’’.
Gülden Aydın için daha yazılacak, anlatılacak çok şey var. Onun da haberleri ve röportajları ile çok anlatacakları vardı. Son yolculuğuna uğurlanan Gülden Aydın, meslektaşları tarafından her zaman hatırlanıp, anılan bir gazeteci olacak.