beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


SADIK ÇELİK

facebook-paylas
Her gün tükettiğiniz ‘zehrin’ farkına varın!
Tarih: 11-03-2019 10:08:00 Güncelleme: 11-03-2019 10:08:00


Şeker ve karbonhidrat çoğu insanın gün içerisinde öğünlerinde tüketmekten en keyif aldığı gıda çeşididir. Ancak ‘Tatlı yiyelim tatlı konuşalım’ sözü ne yazık ki sandığımız kadar masum değil. Uzmanlar yapılan araştırmalarda, şekerin kanser dokusunu beslediğini ve vücudun bağışıklık sistemini zayıflattığını söylüyor. Hatta bununla da kalmayıp, obeziteden diş sağlığına, cilt dokusundan karaciğer yağlanmasına kadar birçok hastalığın sebebi olarak görülüyor. Peki bunca olumsuzluğa rağmen neden şekerli ve karbonhidratlı yiyecekler tüketmek cazip geliyor?

Bütün dünyada yiyecek endüstrisinde şeker ve un konusunda tat alma duyusunun bağımlılık yaptığı biliniyor. Çünkü şeker, beyinde ödül merkezini çalıştırıyor. Bunun sonucu olarak beyin devamlı olarak daha fazlasını istiyor. Bu bağımlılık uyuşturucuya duyulan ihtiyaçtan farklı değil. Çikolata ve paketli şekerli gıdaların Tv ve diğer reklam mecralarında renkli ve cazip halde sunulması da insanların bilinçaltındaki isteği harekete geçirmesinde büyük bir rol oynuyor.

Tatlı ve unlu birçok hazır yiyeceğin içine mısır şurubu dediğimiz, mısır unundan elde edilen son derece ucuz bir şeker olan früktoz katılıyor. Piyasada çoğu ekmek, pasta, tatlı veya tuzlu ürünlerde bu yüzden früktoz bulunuyor. Onun için insanlar kilo problemlerini halletmeye çalışırken, alıştığı gıdaları bırakmakta, özellikle de ekmek ve tatlı grubunda son derece zorlanıyorlar. Aynı eroin gibi beyin “Ekmeksiz yapamam” diyor. Bundan vazgeçmek hiç kolay olmuyor. Bu sebeple früktoz aslında vücut açısından en tatlı zehirdir.

 Sonuçta bu kadar olumsuz etki bir araya toplanınca şekerli ve unlu mamuller sizi değil vücutta sinsi sinsi gelişen dejeneratif hastalıkları beslemiş oluyor. Burada altı çizilmesi gereken önemli nokta, glisemik indeksi son derece yüksek olan (70-100) beyaz ekmeğin Türk halkı tarafından yoğun olarak tüketilmesidir. Her gün 7-8 dilim ya da ekmek arası diye yarım ekmek yemek, yani yüksek glisemik indeksli karbonhidrat tüketmek, sağlığa ciddi zarar veriyor.

Günlük beslenmemizde şekerden ve unlu mamullerden tamamen kaçınmak neredeyse imkansız. Makarna ve salata soslarından yoğurda, ketçaptan unlu mamullere meyve sularına hatta bebek mamalarına kadar soframıza getirdiğimiz, iştahla yediğimiz birçok hazır gıdaya, kendi içerdikleri şekerin yanı sıra ayrıca şeker ilave ediliyor. Beslenmemizde karbonhidrat kaynağı olan her yiyecek vücut için “şeker” kaynağıdır. Besinlerin kendi yapısında bulunan karbonhidrat basit ve kompleks bir yapıdadır.  Örneğin, bal, reçel, sofra şekeri, pekmez, meyve şekeri gibi karbonhidratlar basit yapıdayken; ekmek, makarna, pirinç, bulgur, kuru baklagiller gibi unlu mamuller kompleks karbonhidratı oluşturmaktadır. Vücudumuz, kompleks yapıdaki karbonhidratı sindirirken daha fazla emek harcar. Oysaki basit şekerler, tüketilmesiyle birlikte kana karışmaya başlar. Sağlıklı beslenme içerisinde günlük enerji ihtiyacının en az yarısının karbonhidrat kaynaklarından sağlanması önemli olmakla birlikte, esas mesele sağlıklı “şeker” kaynaklarını tüketmektir. Bu yüzden karbonhidrat gurubu yiyecek dendiği zaman temel olarak topraktan gelen, işlenmemiş ve doğal yiyecekleri düşünmeliyiz.

Şekerli ve unlu mamulleri bırakmak için bir an önce harekete geçmeliyiz. İnsülin direncini kırmanın en etkili yolu, uzmanların da söylediği gibi, daha fazla hareket etmektir. Yürüyüş, koşu vb. yapılan egzersizler, hücrelerin insülin hormonuna daha kolay cevap vermesini sağlar. Omega-3 yağ asitleri içeren besinler (balık, ceviz, keten tohumu avokado), yağların enerji kaynağı olarak kullanılmasına yardımcı olabilir. Sabah kalktığınızda dinlenmiş hissettiğiniz kaliteli uyku, stresi azaltarak şeker bağımlılığında size yardım edebilir. Öğünlerinizdeki fast food yiyecek alışkanlığınızdan vazgeçin. Ortalama bir fast food menüsü 400 – 1500 kaloriden oluşmakta, bu enerjinin büyük çoğunluğu da karbonhidrat ve şekerden meydana gelmektedir. Gün içerisinde atıştırmalık olarak çikolata ya da bisküvi gibi yiyeceklerin yerine çiğ kuruyemiş gibi gıdaları tercih edin. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında önemli etkileri bulunan çiğ kuruyemişler, şekeri bırakma evresinde öğün aralarındaki en önemli yardımcılarınızdan birisi olacaktır.

Araştırmalara göre fazla şeker tüketimi; yüksek tansiyondan diyabete kalp hastalıklarından kansere dek birçok hastalığa zemin hazırlıyor. Son araştırmalar, obezitenin en önemli nedenlerinden birinin şeker olduğunu ortaya koyuyor. Kişi şekerli yiyecekleri yediğinde sürekli yeme isteği duyuyor. Gelişmiş düzeyde yapılan bilimsel araştırmalar, kanserli hücrelerin sağlıklı hücrelere göre şekeri 50 kat daha fazla kullandığı ve bu nedenle kanser hücrelerinin vücutta daha hızlı çoğalmasına neden olduğu üzerinde durmaktadır. Bununla birlikte aşırı şeker tüketimi sonucunda obezitenin artması, kan şekeri düzeylerinin değişmesi ve diyabet hastalığının artması da ilave olarak bu hastalığı olan bireylerin kanser riskini artırmaktadır. Bu sebeple şekerin ve karbonhidratın azaltılması hatta iradeli olarak bırakılması, vücudun kısa sürede eski sağlıklı formuna dönmesine, kişinin daha enerjik hissetmesine ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek olacaktır.



Bu yazı 6768 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI