Bugun...


HALİS KURU

facebook-paylas
Mutlu Olmak İçin Neyi Bekliyoruz?
Tarih: 04-11-2018 18:07:00 Güncelleme: 04-11-2018 18:07:00


Elimizdeki imkan ve nimetlerin çoğaldığı halde, ulaşılamaz olup hayalini kurduğumuz bir çok nimet, bugün elimizde olduğu halde insanlar neden mutsuz?

Eli öpülesi büyüklerimiz hayat hikayelerini anlattıkları zaman, tabir yerinde ise ağzımız açık dinliyoruz, o kadar güzel anlatıyorlar ki, zihnimizde canlanıp, içimize dahası gönül dünyamıza huzur dolduğunu hissediyor, tıpkı bir roman veya hikaye okur gibi derin hayal kurmaya başlıyoruz. Hayat arkadaşı ile yaşadığı bize göre küçük bir anı gibi gelen bazı olaylar, gençlik yıllarında çalıştığı iş hayatında ki başarılar öyle anlatılıyor ki… Aslında mutluluğun sırrının yaşayanın ve anlatanın  “ samimiyetinde, muhabbetinde ve sevgisinde ” olduğunu anlıyor insan.

Bugün teknolojik imkânlara sahip olan bizler, Lüks yaşam hayatı içerisinde sefa sürdüğümüz halde, elimizdeki maddi imkanların bol olması ve istediğimiz her şeyi rahatça yapabilmemize rağmen, bizlerde çocuklarımıza hayal ettirebilecek bir aile hikayemizi, düşündürecek bir anımızı anlatamıyoruz. Buda yetmezmiş gibi insanlara daha iyi görünebilmek için gerek aile hayatında gerekse dostluk ilişkilerinde mutluluk profili çizmeye çalışırken, yuvamıza ve çevremize zarar veriyoruz farkında değiliz.

Biz kendimizi olduğumuz gibi kabul edip yaşama devam etsek, gösterişten uzak birileri beğenisinden uzak bir hayat sürmeye başlasak her şey düzelecek aslında. Tıpkı geçmiş yıllara ait renkli baskının olmadığı siyah bez baskılı bir fotoğrafı elimize alıp uzun uzun baktığımızda, fotoğraftaki kare insana huzur veriyor, sebebi ise resimdeki kişilerin samimi duruşu, işi yapan kimsenin işine kattığı samimiyet ve muhabbettir diye düşünüyorum. 

Mutsuz ailelerde yapılan araştırmalar neticesinde sebebin bir tane değil bir çok olduğunu görüyoruz. Bunlardan ilk sırada gelen üzerinde durulması gereken bir konu,  tv. programlarında ve filmlerde yani ekran arkasında, “ dedim ya ekran arkası” izleyiciye yansıtılan aile profilleri, bu da  bizi zehirlemekte. Neden mi;  İsmini vermeyeceğim ancak sizin tahmin edeceğiniz bazı filmlerde ve programlarda aile yaşantısı, sıradanlaştırılarak farklı yönlere ve en önemlisi eşini aldatmalara kadar çekilmekte dahası nikahsız ilişkiler meşrulaştırılmaktadır. Burada dinimizin emir ve kurallarına aykırı yaşamlara gençler ve aileler özendirilerek, zehirlenmektedir. Böyle bir ortamda ailenin nasıl huzuru olabilir ki?

Bir başka neden, evlendirilecek gençleri borç bataklığının içerisine sürükleyerek onları tâ evliliğin başında kavgalara ve huzursuzluğa terk etmektir. Alınacak eşyaların lüks olması ve pahalı olması için dikkat ettiğimiz kadar, ONLARIN HUZURLU VE MUTLU OLMALARINA dikkat etmedik. Ve en önemlisi, belki de can alıcı nokta, biz evlatlarımıza yuva kurarken huzurun, mutluluğun ve ömürlük bir yaşamın nasıl olduğunu anlatıp mutluluğun sırlarını vermek yerine, “ Kızımıza, oku da ayaklarının üzerinde dur, el oğluna muhtaç olma” dedik.“ oğlumuza da, el kızı değil mi ne bekliyorsun bundan” deyip geçtik.  İşte bugünden beri yuvalarımızda huzur kalmadı.

Yaşı büyük evli çiftlerimizin anlattığına göre;” bize ailemiz derdi ki bu evden gelinliğinle çıktın ancak, kefeninle dönersin. Şimdi ise, bu gün gelin edip yarın evinde yaşadığı bir sıkıntıdan dolayı , eşler arası halledebilir yada büyüklerin yol göstermesiyle çözülebilir bir mesele, Hemen boşanma aşamasına getirilerek içinden çıkılmaz bir duruma sokulması  vahim bir durumdur. Bu tarz durumlarda ailelerin olumlu müdahalesi, çiftlerin akıllıca davranması sonucu hüzün yerini huzura bırakacaktır.  Eş huzur demek, huzura ermek demek, sevgi demek. Eş cennet demek, Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah’ın varlığının delili demektir.

Bakınız Rum suresinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır."(Rum suresi/21) Ayet-i kerimenin ışığında yuvada huzuru sağlamak erkeğinde kadının da görevidir.

O halde huzuru ve mutluluğu yakalayabilmek için evlatlarımıza hangi tavsiyelerde bulunacağız?

Bakınız ; Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, muhterem kerîmeleri Hz. Fâtıma-i Zehrâ (r.anhâ)’ya gelin olurken şu nasîhatta bulunmuşlardır: "Kızım kendini temiz tut! (Devamlı) Rabbini zikret! Efendin sana baktığı zaman Sen’den memnun olsun, büyük bir ferahlık duysun! Gözlerini sürmele! Sürme, kadınların ziynetidir. Kızım! Kocan sana baktığı zaman gözlerini ondan ayırma; Sen de mukâbele et! Böyle yaparsan sevgin fazla olur. O başka tarafa bakarken, Sen onun yüzüne bak! Bunun büyük mükâfatı vardır.. Güzel bakışlarınla, güler yüzle onu takip edip memnun etmene sevâp yazılır. 
Kocanın yanında sessiz ve ilgisiz durma! Onun hoşlandığı şekilde güzelce söyle ki, sana muhabbet etsin.. Kocanın hatâlarını başkalarına söyleme! Eğer söylersen, Allah Teâlâ sana gazab eder.. Sonra melekler, peygamberler ve nihâyet kocan sana gücenir..."

“EN HAYIRLINIZ KADININA KARŞI HAYIRLI OLANDIR”

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınlar hakkında erkeklere şu tavsiyelerde bulundu;

Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50)

Sözlerimi toparlarken demek istediğim odur ki;

“ Mutlu olmak her şeye sahip olmak değil, sahip olduğun her şeyin kıymetini bilmektir”.

 



Bu yazı 657 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI